|
|
|
İngilizce yine İngilizce hep İngilizce |
Bu dili öğrenmek
istiyorsanız, sizden 2 dakikanızı ayırmanızı ve bu
yazımızı okumanızı rica ediyoruz.
İngilizce. Hayatınızın bir noktasında mutlaka
karşılaşacağınız iş hayatınızın “olmazsa olmaz”larından
bir tanesi belki de en önemlisi. Bu sayfaları
okuyorsunuz. Çünkü İngilizceyi, bu dili öğrenmek
istiyorsunuz. Belki de şu an önünüze koyduğunuz tek
hedef bu. Her ne olursa olsun tüm dünyanın konuştuğu bu
global dili sizin de öğrenmeniz ve dünyaya entegre
olmanız gerekiyor. Çünkü günümüz iş dünyasının
standardında İngilizce var ve artık bunu vurgulamaya da
gerek yok. Bu dile sahip değilseniz ve İngilizceyi
anlayamıyor, yazamıyor ve en önemlisi konuşamıyorsanız
(ki en çok yaşadığınız en büyük sorunun bu olduğunu
biliyoruz) bu iş dünyası koşullarında çok da fazla
önemli bir yere sahip olmadığınız anlamına gelir. Bugün
bir gazetenin insan kaynakları ekinde yer alan iş
ilanlarına göz attığınızda ilk koşulun en az 1 yabancı
dilin (iyi derecede) bilmesi koşulu mutlaka gözünüze
çarpmıştır. Hatta bu ilanların Türk gazetelerinde
İngilizce verildiğini de gözlemlemişsinizdir. Bu, kısaca
“İlanımızı anlayabilen bizlere başvursun” mantığıdır.
İşte işveren ilk elemeyi gazete ilanında yapmıştır bile.
Bu sirkülasyonun dışında kalmanın kaybettireceği bir çok
şey olduğunu bilmelisiniz. Olayı daha fazla dramatize
etmek istemiyoruz çünkü bu sayfaları okuyor olmanız
bizimle şu ana kadar hemfikir olduğunuzu gösterir.
Sorun nerede
ve kimde?
Bu sorunun yanıtı aslında sizde saklı. Yanlış anlamayın
sizin beceri ya da yeteneğinizden söz etmiyoruz. Yabancı
bir dili öğrenmeyi hemen yetenek ile bağdaştırmak gibi
bir hata yapıyorsunuz. Bu işin aslında beceri ile bir
ilgisi olmadığını önce belirtelim ve filmi biraz başa
saralım. Bir çocuğun dünyaya geldiğini göz önüne
getirin. Bu bebek dünyaya merhaba dediğinde her hangi
bir yabancı dili biliyor mu? Hayır. Bırakın yabancı
dili, kendi anadilini dahi bilemez. Peki bir çocuk nasıl
konuşmaya başlar? Çevresinden duydukları ile. Bakın
altını çiziyoruz. Duydukları ile. Aileniz, beraber
yaşadığınız yanında büyüdüğünüz kişiler size konuşmaya
yeni yeni başladığınız zamanlarda hiç, “Bak evladım biz
Türkçede özneyi cümle başında yüklemi de cümle sonunda
kullanırız” gibi bir gramer bilgisi verdi mi? Vermedi…
Peki anadilinizi nasıl öğrendiniz? Çevreden ne
duyduysanız onu konuşarak öğrendiniz. Buraya kadar
tamam. Başka bir örnek daha verelim. Çevremizde işitme
engelli vatandaşlarımız var, mutlak dikkatinizi
çekmiştir. İçlerinde hiç “duymayan ama konuşabilen” bir
örneğe rastladınız mı? Rastlayamazsınız…. İşitme
engelleri sebebiyle ancak işaret dili ile
anlaşabilirler. Çünkü duyamadıkları için konuşamazlar.
İşitme engelleri ortadan kalktığı anda konuşma sorunları
da ortadan kalkacaktır. O zaman bu durumda odaklanmamız
gereken ana noktayı ortaya çıkardığımızı söyleyebilir
miyiz? Nedir bu nokta? İngilizceyi konuşmak için önce
duymamız, işitmemiz gerekiyor. Olayın özü budur.
Bakınız İngilizce ile ilgili geçmişlerini bizlerle
paylaşan katılımcılarımızın çoğu, geçmişte İngilizce
eğitimi aldıklarını ancak zaman içinde unuttuklarını ve
kullanmadıkları için İngilizcelerinin köreldiğini
bildiriyor. İngilizce eğitim alanların bir kısmı da
İngilizce eğitimlerinin sadece yazılı ve gramer ile
sınırlı olduğunu, İngilizce konuşmaları
anlayabildiklerini ancak tüm iyi niyetli çabalarına
rağmen İngilizce konuşamadıklarını ve bu zinciri bir
türlü kıramadıklarını bizlere bildiriyorlar. Eminiz ki
sizler de bu büyük kitle içersinde yer alıyorsunuzdur.
Almasanız bile bu işe bizimle sıfırdan
başlayabilirsiniz. Hatta bu bizim için çok daha
avantajlı bir durum olur çünkü sizleri İngilizce
konuşturduğumuz zaman temelinizin %100 ekibimize ait
olduğunu söyleme lüksüne erişmiş oluruz. Bugüne kadar
ama kurslarda ama okul sıralarında İngilizce eğitim
aldıkları halde konuşamayan katılımcılarımıza bir
noktayı daha iletmek istiyoruz. Az önce “İngilizce
duymak” konusundan bahsetmiştik. Şimdi aldığınız o
eğitimde kısa bir sahneyi gözünüzde canlandırın:
Öğretmeninizin elinde bir kalem ya da tebeşir tahtaya
bazı İngilizce cümleler yazıyor. Siz de defterinize bu
yazılanları geçiriyorsunuz. Bu arada sınıfta herhangi
bir İngilizce konuşma geçmiyor. Çünkü o anki göreviniz
tahtada yazılan gramer kurallarını ya da yazıları
defterinize geçirmek. Ortalama 50 dakikalık bir derste
bu işlemin toplamda 15 dakika alacağını düşünürsek her
derste 15 dakikalık bir konuşma kaybının olduğunu
söyleyebiliriz. 15 değerli dakika ! Toplama vurduğunuzda
karşınıza çıkacak rakamın hiç de küçümsenmeyecek bir
rakam olduğunu söylemeliyiz. Bu arada ders içi tartışma
ve sohbetleri bu 15 dakikaya katmıyoruz dahi. Hepimiz
öğrenci olduk ve bu sahneyi hep birlikte yaşadık.
Aylardır hatta yıllardır yapılan bu tarz eğitimlerle
İngilizce duymadık. Duyma imkanınız olmadığı için de
İngilizce konuşamadık. Hata yapmaktan çekindik, hep
sessiz kalmayı yeğledik. Öğretmenimizin bizi seçmesini
istemedik. Hala daha istemiyoruz. Bu dezavantajı bir
avantaja çevirmek her zaman mümkün. Bunu daha sonra
metodumuzla ilgili bölümlerde dikkatinize sunacağız.
Peki ne
yapacağız?
Ne yapacaksınız? Bir yabancı dili öğrenmenin ilk yolunun
duymak olduğunu artık biliyoruz ve bunun tescilli bir
gerçek olduğunu ilerleyen sayfalarda ayrıca
açıklayacağız. Bu noktada artık yavaş yavaş elimizdeki
done, veri ve kriterlerle sizlere İngilizce kursumuzda
nasıl İngilizce eğitim verdiğimizi örneklerle
açıklayacağız. Düşüncelerimizi sizlerle paylaşacağız ve
English West İngilizce kursumuzun nasıl bir eğitim
sistemine sahip olduğunu buradan aktaracağız.
İngilizce
öğrenmenin ilk adımı verimli, sistemli ve disiplinli bir
eğitimdir. Yapmanız gereken bu sistem, metod ve
disiplini sizlere veren bir İngilizce eğitim kurumu ile
yola çıkmak. Bakınız hiçbir eğitim kötü olamaz. Bir
eğitim olsa olsa ancak verimsiz olabilir. Bu nedenle
bugüne kadar almış olduğunuz eğitimi görmezden
gelmemelisiniz. Az da olsa sizlere kazandırdığı mutlaka
bir şeyler vardır.
Biz Nasıl
bir İngilizce eğitimi veriyoruz?
Gelelim bize. Size nasıl İngilizce öğretiyoruz? Ne gibi
noktalar bizim için önemli, İngilizce öğretirken nelere
dikkat ediyoruz? Hepsini teker teker açıklayacağız. Bu
açıklamaları okuduktan sonra sizden İngilizce eğitimimiz
konusunda tatmin olmanızı beklemiyoruz ama en azından bu
metoda ve eğitim sistemine bir şans vermenizin doğru
olacağını bildirmek istiyoruz. Öyle ya.. Bugüne kadar
pek çok eğitim sistemini denediniz. Hatta görevli
personelimize size İngilizceyi öğrettiğimiz takdirde
heykelimizi dahi dikeceğinizi belirttiniz. (Bunu
gerçekten içtenlikle söyleyen kursiyerlerimiz
bulunmaktadır) O halde bunu kendi gözlerinizle yaşayıp
test etmenizi istiyoruz. Bu yazıları okuduktan sonra bir
de devam eden ücretsiz deneme derslerine katılmanızı
sizlerden rica edeceğiz.
Önce İngilizce eğitim sistemimizi yakından size
tanıtalım. Her şeyden önce klasik metodlar yerine dünya
üzerinde başarısı 5 kıta, 23 ülke ve 400 den fazla
okulda kanıtlanmış bir metodla, Callan Method ile
İngilizce eğitimi veriyoruz. Dünya üzerinde her yıl
ortalama 1.000.000 öğrencinin İngilizce ders aldığı bu
eşsiz metod, insan eğitimi üzerinde bazı psikolojik
noktaları göz önüne alarak İngilizce dilinin tamamen
zihinsel ve işitsel olarak öğretir. Bunu şu şekilde
algılamayın. Hani derste sizi hipnotize ederek ya da son
yıllarda gündemde olan değişik tekniklerle verilen
derslerden söz etmiyoruz. Sadece basit, etkili, mantıklı
ve %100 sonuç veren kurallarımız ve bu kuralları
uygulayan öğretmenlerimiz var. Bu yazıyı yazarken
amacımız, herhangi bir deneme dersine girdiğinizde
okuduğunuz bu metni gözünüzde canlandırmanız ve
bulmacanın parçalarını belleklerinizde
yerleştirmenizdir. Şimdi dilerseniz şimdi bu basit kural
ve kriterlerin ne olduğuna sınıf atmosferimizi
inceleyerek bir göz atalım.
Sınıftayken
Sınıfımıza hoş geldiniz.
- Öncelikle sınıf yerleşim düzenimiz “U”
şeklindedir. Sınıftaki kursiyerlerimiz sadece
öğretmenimizin yüzünü görmesi gerekir, arkadaşının
sırtını değil. Bu işitsel ve görsel etkileşim için çok
önemlidir.
- Sınıflarımız, hiç İngilizce bilmeyen
öğrencimiz için ideal bir kelime ve cümle öğrenme
platformudur. Bu ne demek? Yani günlük hayatta sıklıkla
kullandığımız kelimeleri sınıfımızdan başlayarak sizlere
öğretiyoruz demek. Kitabımızın ilk 10 sayfasındaki
kelimeleri desteklemek için de duvarlarımıza standart
tablolardan yerleştiriyoruz. (Bu tabloların bir diğer
kopyası da Callan Metod kitabınızın arkasında ayrıca yer
alıyor). Tablolarımızdaki resimlerin diziliş ve
kompozisyonu dahi bir düzen içindedir. Resimdeki ailenin
arkasında bulunan evden tutun, ayaklarındaki çoraba
kadar her şeyin bir düzeni ve standardı vardır.
(İngilizce seviyeniz ileri düzeydeyse bu nokta sizin
için önemli değil)
- Callan Metod, istatistiksel bir metoddur.
Metod tamamen matematiksel verilere dayanır. Diğer bir
deyişle Callan Metod İngilizce eğitimin bilimidir.
English West yöneticileri olarak kursiyerlerimizin
karşısına her zaman grafik, tablo ve sayılarla çıkar,
bilgilendirmemizi bu verilere dayanarak aktarırız.
Dolayısı ile bankacılık, otel konaklama ya da rehberlik
gibi elle görülmeyen, ölçülemeyen bir çeşit soyut
servisi bu metod sayesinde somutlaştırabiliyoruz. Bizde
sadece öğrencilerimiz değil sayılar ve veriler de
konuşur. Bu sayıları daha sonra “Rakamlarla English
West” galerimizde sizlere açıklayacağız.
- Tüm derslerimiz planlı bir hedef çizgisinde
ilerler. İngilizce derslerimiz işitsel ve ağırlıklı
olarak konuşma odaklıdır. Koku hariç tüm duyuların etkin
şekilde çalışması sağlanır.
- Bilgisayar, televizyon, projeksiyon cihazı
gibi multimedya ve interaktif cihazlar derslerimizde
kullanılmaz. Derste ikili iletişim esastır, çünkü
öğretmen ders sırasında sadece karşısındaki öğrenci ile
temas halindedir. Öğretmen öğrencinin gözlerine bakarak
öğretir, öğrenci öğrenir. Ana tema budur.
- Öğretmenimiz klasik sistemlerdeki gibi önce
öğrenciyi seçip ardından soruyu o öğrenciye sormaz.
Aksine önce hiçbir öğrenciyi seçmeden soruyu ortaya
sorar ve o anda rastgele sınıftaki öğrencilerden bir
tanesini cevaplaması için seçer. Burada amaç sınıftaki
tüm öğrencileri aktif tutmak ve dersten koparmamaktır.
Çünkü baştan seçilmiş öğrenci sınıftaki diğer
öğrencilerin o anda sırasını savdıklarını düşünmelerine
dolayısı ile geçici de olsa dersten kopmalarına neden
olur. Bu psikolojik nokta çok önemlidir.
- Öğretmenlerimiz İngilizce dersinde
öğrencilerimizi asla parmakları ile işaret etmez. Bunu
yerine daha kibar ve saygın bir etkisi bulunan,
öğrenciye kendine güven kazanmasını sağlayan bir yolla,
kalemle kendilerini işaret ederler. Bu hareket
öğrencinin kendisine duyulan saygının ve güvenin bir
şeklidir.
- English West, uzun süren zorlu eğitimlerde
kendisini ispatlamış, tamamı yabancı eğitmen kadrosunca
verilen “Callan Metod Teacher Training” öğretmen
eğitimini başarı ile bitirmiş, son derece düzgün ve
akıcı diksiyona sahip ve T.C. Milli Eğitim Bakanlığının
tüm kriter ve şartlarını taşıyan Türk ve ana dili
İngilizce olan öğretmenlerden oluşan bir öğretmen
kadrosuna sahiptir.
Aslında anlatmamız gereken daha pek çok ayrıcalıklı
noktamız bulunuyor ancak bizler bu yazının bir sohbet
havasında olmasını dilediğimiz için çok fazla konunun
tekniğine inmemeyi daha anlaşılır ve yalın bir dille
sizlere ulaşmayı tercih ediyoruz.
İlk
İngilizce Dersiniz
Sınıftan içeri girdiğinizde ortalama 10, maksimum 15
kişilik bir sınıfta yer alacağınızı öncelikle bildirmek
isteriz. Bu rakam sınıfın durumuna göre zaman zaman 6 ve
7 lere kadar gerileyebilmektedir. Bunun sebebi
sınıflarımızdaki öğrenci sirkülasyonunun diğer kurslara
oranla farklı olmasından ileri gelmektedir. İlk dersimiz
metodun hızı gereği sizlere ürkütücü gelebilir. Çünkü
daha önce alışık olmadığınız bir hızlı dersin içinde
kendinizi bulacaksınız. Ancak şunu tüm açıklığıyla
belirtmeliyiz ki bu düşünce sadece 1 ya da 2 ders için
geçerli olacaktır. Daha sonra dersin temposuna kendinizi
alıştırdığınızda günlük hayatta konuşulan İngilizcenin
aslında ne kadar da sakin ve anlaşılır olduğuna kanaat
getireceksiniz. Eğer söylediklerimizde gerçeklik payının
olmadığını düşünüyorsanız, ücretsiz İngilizce deneme
derslerimize katıldığınızda bu İngilizce eğitimini alan
diğer kursiyerlere bunu sorabilirsiniz. Unutmayın ki
sizler de bizim kursiyerimiz olduğunuzda diğer yani
arkadaşlarımız bu soruyu bu sefer sizlere soracaklardır.
Derslerimiz 50 şer dakika sürmektedir ancak yoğun bir
İngilizce eğitimi alacağınız için ödediğiniz paranın
hakkını nasıl tam olarak alacağınızı kendi gözlerinizle
izleyeceksiniz. Derslerimiz belli bir disiplin ve düzen
içinde işler, bu süreç sizin 50 dakika boyunca zihninizi
yoracaktır.
1 Ders Saati
(50 Dakika) Boyunca Neler Yapıyoruz?
İngilizce eğitim metodumuz iddialı olduğu için
kursiyerlerimizin (ve rakiplerimizin) en çok merak
ettikleri konunun başında nasıl bir sistemle eğitim
verdiğimiz geliyor. Yeri gelmişken kısa bir bilgi daha
verelim. Genel İngilizce dediğimiz olay bizde toplam
1500 paragraflık bir süreçtir. Kursumuzda amacımız
sizlerin istek ve taleplerine uygun paragraflara kadar
sözel, işitsel ve yazısal becerileri size
kazandırmaktır. İlk hedefimiz 444. paragraf, ikinci
hedefimiz 953. paragraf, 3. hedefimiz de 1500.
paragraftır. Her 2 saatlik dilimde ortalama 7 paragraf
ilerlemenizi sağlarız. Bu matematiksel veriyi bir kenara
not edelim çünkü hep bu paragraf kriteri üzerinden
konuşacağız.
Yukarıda
bahsetmiş olduğumuz İngilizce eğitim metodumuzun
işleyişi şu şekilde olmaktadır:
İlk 25 dakika -
REVİZYON
: Bu bölüm İngilizce kursumuzun en önemli bölümüdür.
Kursiyerlerimizin bellekleri tazeyken sıkı bir
bombalamaya gireriz. Bu bombalamaya girerken en son
kaldığımız paragraftan 35 paragraf geriye gider ve bu 25
dakikayı önceki derslerde öğrendiğimiz bu 35 paragrafı
sindire sindire sizlere tekrar ettiririz. Peki neden 25
dakika? Çünkü hepinizin bildiği gibi derste maksimum
konsantrasyon ilk 25 dakikada sağlanmaktadır. Bu 25
dakikanın sonunda kursiyerlerimizin performansı düşer.
Bu süreçte telaffuz büyük önem kazanır. Eğer öğretmen
yanlış bir telaffuz işitirse derhal öğrenciye müdahale
eder, önce öğrencinin yanlış telaffuzunu başını her iki
yana sallayarak taklit eder ardından doğrusunu
söyleyerek belleklerde doğru haliyle pekişmesini sağlar.
Çünkü biz Türkler çoğu zaman kelimeleri yanlış telaffuz
ederek, kelimenin farklı bir şekilde algılanmasına neden
oluyoruz. Özellikle ‘th sound’ ve ‘w’ içeren kelimeler
yakın takibimizde buluyor.
İkinci 10 dakika –
OKUMA
: İlk 25 dakikanın yorgunluğunu okuma çalışması ile yok
ediyoruz. Sıra, bu slotta kursiyerlerimizin 35 paragraf
önce telaffuz ettikleri İngilizce kelimeleri okumaya
geldi. Bu bölüm ağızdan çıkan kelimelerin nasıl
yazıldığını görülmesi açısından önemlidir. Okuma
sırasında sınıftaki tüm öğrencilerin yüksek sesle
sırayla paragrafları okuması ve öğretmenin de
mırıldanarak öğrenciye eşlik etmesi, hata yaptığında da
düzeltmesi sağlanır. Özetle okuma bölümü göz hafızamızın
kitapta yazan kelimeleri tıpkı fotoğraf makinesi gibi
belleğe atılması açısından önemlidir. Ne kadar çok
okursak o kadar çok kelimeyi özümsemiş oluruz. Metodta
her şey sayısal olduğu için öğrencinin kaç kelime
okuyacağı dahi sistemde tanımlıdır.
Üçüncü 5 dakika –
YAZMA
: İlk 25 dakika kelimeleri telaffuz ettik, ikinci 10
dakikada kelimeleri doğru şekilde okuduk, şimdi sıra bu
kelimeleri yazmaya geldi. Burada öğretmenimiz yazmanızı
istediği paragrafı size sistemli bir şekilde 3 defa
okur. İlk cümle ile ikinci cümle arasında 2 saniye,
ikinci cümle ile üçüncü cümle arasında da bu 3 saniye
boşluk bırakır. Sizden istenen bu süreç içinde
kelimeleri doğru şekliyle yazmanızdır. Bu cümleleri
dictation defteri dediğimiz bir deftere yazdığınızda
ders bitiminde ya da eve gittiğinizde kelime yazım
hatalarınızı saptamanız ve bir daha o hataları
yapmamanız için gerekli çalışmayı yapmanız sizden
beklenecektir. Çünkü hiçbir yöntem, insanın kendi
hatasını tespit edip düzeltmesinden daha etkin değildir.
Zaman zaman kursiyerlerimizin bu düzeltmeleri
yapmadığını ve olayı ciddiye almadıklarına şahit
oluyoruz. Bu yöntem öğretimi tamamlayıcı bir unsurdur ve
büyük önem taşımaktadır.
Dördüncü 10 dakika –
YENİ ÇALIŞMA /
TEKRAR : 40
dakikayı planladığımız şekilde geride bıraktık. Bakalım
istediğimiz noktaya eriştiniz mi? Eğer bu 40 dakikalık
çalışmalarımızda bir sorun bulunmuyorsa yeni
paragraflara ilerleme zamanı gelmiş demektir. O zaman
hep birlikte kitaplarımızı açıyor, yeni konu ve
paragrafları işlemeye başlıyoruz. Baktık ki bir sorun
var, taşlar yerine tam oturmamış, o zaman bu 10
dakikalık bölümü sınıfın eksik olduğunu gördüğümüz
noktaları göz önüne alarak pekiştirmeye çalışıyor
nadiren de olsa ev ödevi vererek bizleri desteklemenizi
sizlerden bekliyoruz. Genellikle 40 dakikalık çalışma
belli bir disiplin metodoloji ve sistemle işlendiği için
bu 10 dakikalık dilim ilerlemeye ayrılmaktadır.
2. Dersin son 15 dakikası –
CONVERSATION
: İlk dersimizde olmayan bu bölüm, ikinci derste
karşımıza çıkıyor. İngilizce dersimizin ikinci saatinin
son 15 dakikalık bölümünde her öğrencimizin birbirine
işlenilen İngilizce konular baz alınarak soru sorması ve
diğer öğrencilerimizin bu sorulara İngilizce yanıt
vermesi istenmektedir. Dolayısı ile bu slot, özellikle
Metod kitabına bağlı kalmayı çok arzu etmeyen ancak buna
mecbur olan öğrencilerimizin nefes aldığı ve serbest
stil konuşmayla tatmin oldukları bir bölümdür.
İzmir’deki English West İngilizce kursumuzda İngilizce
eğitim alan kursiyerlerimizin bazıları buradaki
kursumuzda tamamen İngilizce pratik eğitimi verdiğimizi
düşünebilirler, hatta zaman zaman düşünüyorlar da.
Burada belirtmemiz gereken en önemli nokta İngilizce
kursumuzun gramer ve tüm kurallarının konuşarak, sorular
sorararak pekiştirerek, az önce yukarıda bahsetmiş
olduğumuz 50 dakikalık slotun hepsini aynı sistem ve
yöntemi uygulayarak kursiyerimize bu önemli noktaları
kazandırdığımız gerçeğidir. Yoksa İngilizce eğitiminde
bu kadar başarılı olmamızı kimse bizden beklenemez öyle
değil mi? Gramersiz bir konuşma eğitimi düşünülemeyeceği
gibi konuşma ve pratik eğitimi olmadan bir kalıp gramer
eğitimi de düşünülemez. İki nokta birbiriyle sıkı
ilişkilidir ve belli bir sistemi gerektirir.
İngilizce
Eğitim Nereye Kadar, Ne Kadar Sürecek?
Sık sık duyduğunuz bir terim var: “Bu işin sonu yok”.
Bunu söyleyenler aslında pek de haksız sayılmaz. Biz
burada sadece şunu gündeme getirmek istiyoruz. Ben bu
İngilizce dilini nerede kullanacağım? Bana ne için
lazım? Hedefim budur diyebildiğiniz bir nokta varsa,
çözüme 1 adım daha yaklaştınız demektir. Bu dili KPDS
sınavını vermek için mi öğreneceksiniz? Ya da hedefiniz
geçerli bir TOEFL / IELTS sınav puanı mıdır? Bir iş
adamısınız ve ürünlerinizi kendi ağzınızdan her hangi
bir tercümana gerek duymadan yurtdışında yazılı ya da
sözlü olarak pazarlamak mı istiyorsunuz? Belki de
yabancı dil ağırlıklı bir üniversiteye kayıt olmak
istiyorsunuz ve İngilizce sizin için çok gerekli. Belki
de şu insan kaynaklarında gördüğünüz hayalinizdeki işte
çalışmak ve kariyerinizi yükseltmek için İngilizce
öğrenmek istiyorsunuz. Ne amaçla olursa olsun hepinizin
ortak bir paydası var. Hepiniz aynı yola çıkıyorsunuz
ama sadece ulaşacağınız hedefler farklı.
Bir iş adamıysanız ve yukarıda verdiğimiz örnek
çerçevesinde bir dile ihtiyacınız varsa bizden 140
saatlik bir İngilizce eğitimi almanız yeterli olacaktır.
Çünkü bu 140 saatlik eğitim takviminde İngilizcede
olmazsa olmaz diye tabir ettiğimiz 10 tane gramer kalıbı
(koş, koşuyorum, koşacağım, koştum, koşmalısın, koşmadım
vb.) yanında bu gramer kalıplarında kullanacağınız 1222
tane kelimeyi sizlere aynı sistem ve plan çerçevesinde
kazandırıyoruz. Bu eğitim sonunda günlük hayatta
sıklıkla kullandığınız bu kelimelerle ürünlerinizi
pazarlayabilme ve yurtdışına çıktığınızda sözlük desteği
gerekmeden restoranda yemek siparişi verme, otel
rezervasyonu yapma, taksi çağırma, adres sorma, hesabı
ödeme, kendi yolunuzu bulma ve günlük temel iletişimde
sizlere gerekli olan tüm kazanımları bu seviyede sizlere
veriyoruz. Şöyle de açıklayalım. İlkokulda bizlere nasıl
çarpım tablosunu ezberletip bugün bu sayede 4 işlemi
sorunsuz yapabiliyorsak, burada da İngilizcenin
kurallarını sizlere öğretip yazılı ve sözlü
iletişiminizin yolunu açıyoruz. Sizlere bu temeli
kazandırıyoruz. Bu noktadan itibaren eğer kendinizi
geliştirmek isterseniz de bu temel üzerine
çalışmalarınızı yoğunlaştırıyorsunuz. İşte bu seviye
aslında uluslar arası bir seviyeye denk geliyor. Daha
önce bahsettiğimiz 1500 paragraflık yolculuğun 444.
kilometresinde yani paragrafına erişiyorsunuz. İşte biz
bu seviyeyi Cambridge Preliminary Seviyesi (CPL) olarak
adlandırıyoruz. Standart yöntemlerle bu seviyeye 450 ila
600 saat arası ulaşılırken, English West sizi sadece 140
saatte bu seviyeye ulaştırma sözü veriyor.
KPDS, TOEFL, ÜDS, YDS, IELTS gibi yabancı dil tazminatı
ya da İngilizcede yeterlilik gerektiren sınavlara
katılmaksa amacınız, 444. paragraf (CPL Seviyesi) sizin
için yeterli olmayacaktır. Bizlerden öğrenmeniz gereken
4 önemli tense ve bu ‘tense’lerde kullanmanız gereken
ilave +1200 kelimeniz daha bulunuyor. Bunun için bizden
156 saat daha İngilizce dersi almanız gerekecek.
Ulaşacağınız paragraf sayısı 953. İşte bu seviyemizi de
Cambridge First Certificate (CFC) olarak adlandırıyoruz.
Standart kurslarda alacağınız yine 600 saatlik eğitim
yerine English West’de sadece 156 saatlik bir eğitimi
burada veriyoruz. Bu seviye artık sizin İngilizcede
kendinizi sıkıntı duymadan sözel ve yazısal şekliyle
ifade etmenize buna paralel olarak karşınıza hangi sınav
türü çıkarsa çıksın rahatlıkla bu sınavların üstesinden
geleceğiniz şekilde iyi bir puan almanıza olanak
sağlayacaktır. KPDS, TOEFL, ÜDS, YDS, IELTS gibi yabancı
dil yeterlilik sınavlarının ortak noktası iyi bir
İngilizce bilgisidir. Bakınız burada yeri gelmişken çok
önemli bir noktaya temas etmek istiyoruz. KPDS ve
TOEFL’ı örnek alalım. Aslında KPDS Kursu ya da TOEFL
Kursu diye bir İngilizce kurs kavramı yoktur, sadece
“Sahip olduğunuz İngilizceyi KPDS ve TOEFL teknikleri
ile kullanabilme kursu” kavramı vardır. Bakınız altını
tekrar çiziyoruz. Sahip olduğunuz İngilizce’den
bahsediyoruz. Bu dilin temel yapıtaşlarına sahip
değilseniz varlık gösteremezsiniz. Bu temel olmadan
attığınız her adım ezbere yapılan bir iştir. Her soru da
ezberlenemeyeceğine göre sistemli ve planlı bir şekilde
hem kısa sürecek bir formatta hem de belli bir
metodolojiyi takip ederek İngilizceyi öğrenmek en akılcı
ve en karlı çözümdür.
İngilizcede sizi taşıyacağımız en uç nokta 1500.
paragraf yani İngilizce yolculuğumuzun son durağıdır.
Aslında son durak diye bir kavram da yoktur çünkü bundan
sonrası artık tamamen sizlerin kişiliğine ve İngilizceyi
geliştirmenize bağlıdır. Bizim misyonumuz ekstra 96
saatlik bir eğitimle İngilizce kelime haznenizi 4000’e
çıkarmak ve İngilizcede çok sık kullanılan ‘phrasal verb’
dediğimiz deyimleri bu noktada belleklerinize
yerleştirmek olacak. İşte bu seviyeye de uluslar arası
skalada Cambridge Advanced (CAE) seviyesi diyoruz. Bu
seviyeye ulaşan katılımcılarımız tüm platformlarda
kendilerini özgürce ifade edebilecek noktaya ulaşmış
olacaklardır.
Burada bir gerçeği açıklamamız gerekir diye düşünüyoruz.
Londra’daki merkez okulumuzda da görüldüğü gibi
kursiyerlerimiz genellikle CFC seviyesinden ayrılarak
bundan sonraki gelişme ve ilerleme çalışmalarını kendi
kendilerine yapma eğiliminde oluyorlar. Bu da gerçekte
ne kadar verimli bir İngilizce eğitimi verdiğimizin en
güzel kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı idealist
katılımcılarımız bizlerden CAE seviyesine kadar eğitim
vermemizi açıkça ifade etmektedirler.
Özetle ister bir iş adamı olan isterse akademisyen,
hedefiniz ne olursa olsun aradığınız İngilizce eğitimini
en kısa yoldan sizlere profesyonel kadrosuyla
verebilecek bir eğitim kurumu olduğunu artık
biliyorsunuz. Şanslısınız. Çünkü bu eğitim kurumu bugün
İzmir’de, İzmir’in merkezi Konak’ta. Yani her İzmirlinin
kolayca ulaşabileceği bir yerde, Konak Pier’in tam
karşısında 3. katta.
Son olarak şunu ifade etmek istiyoruz. İngilizce ile
ilgili hayallerinizi ertelemeyin. Eminiz ki, İngilizce
eğitime başlamaya niyet ettiğiniz o günde eğer bir
İngilizce kursuna başlamış olsaydınız, şu ana kadar çok
yol almış olacaktınız ve İngilizceyi konuşacaktınız.. |
|